Sayın Genel Başkanım,
Merkez heyeti ve denetleme kurulunun değerli üyeleri,
Saygıdeğer oda başkanlarım ve yönetici arkadaşlarım hepinizi en samimi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.
Covid-19 sürecinde öncü piyade birlikleri gibi en ön safta mücadele eden kahraman sağlık emekçisi olan tüm eczacılarımızı verdikleri mücadeleden dolayı kutluyor ortaya koydukları emek karşısında saygıyla eğiliyorum. Bu süreçte hayatını kaybeden meslektaş ve çalışma arkadaşlarımıza Allah’tan rahmet ailelerine taziyelerimi sunuyorum.
Fırat ATEŞ kardeşim seni de unutmadık, unutmayacağız mekanın cennet olsun.
Tüm dünyayı kasıp kavuran hem ekonomik, hem sosyal, hem de sağlık yönünden tedirgin eden yeni Covid-19 ciddi travmalar oluşturuyor ve oluşturmaya devam edecek görünüyor, adı üzerinde yeni Covid-19 virüsü için hiç kimsenin ya da ülkenin kurumsal hafızası yok, ne olduğunu, neler yaptığını dahası neler yapabileceğini bilmiyoruz. O zaman en elzem şey ondan korunmak olabilir. Henüz 5 aylık bir hafızamız var, buradan edindiğimiz tecrübe toplumun hızla tedirgin olduğu, toplu refleks gösterdiği ve tüketime yöneldiğidir. Bu sadece gıda maddelerinde değil, sağlık ürünlerinde de böyle olduğunu hep birlikte gördük. Bin yıllara dayanan onurlu, yardımsever, üretken, şifacı olan eczacılık mesleğinin bir maske veya dezenfektan tedarikçiliğine indirgendiğine de üzüntüyle şahadet ettik.
Hep söyledik o gün piyasada oluşan fahiş fiyatın sorumlusu eczaneler değildir diye, eczacı aldığı fiyatın üzerine yasal karı koyar ve hastasına ya da ihtiyaç sahibine ulaştırır. Kayıt altında çalışır ve kontrol altındadır. Tacir değildir. ECZACIDIR .
Eczacı hasta sağlığını başkaygısı olarak telakki edeceğine yemin etmiştir ve yeminine hep sadık kalmıştır. Ne zaman ki tıbbi cihaz ve insan sağlığını koruyacak her türlü ürünler internet ya da marketlerde satılmıştır, işte o zaman kaos doğmuştur. Kontrol edilmeyen bu satış noktaları ve imalatçılar yüzünden fahiş fiyatlar oluşmuş ve maske veya dezenfektan nihai tüketicisine ulaşırken biz eczacılar günah keçisi ilan edilmişizdir.
6197 sayılı eczacılar ve eczaneler hakkındaki kanunda, eczanelerin sağlık ve sosyal yardım vekaletince denetlenir, derken eczaneler zabıta müdürlüklerince ve ticaret müdürlüklerince denetlenmiş ama bu kurumlar aynı malzemelerin internetten ya da marketlerde kaç liraya satıldığına hiç bakmamışlardır. Piyasada oluşan fahiş fiyatların ve fırsatçılığın adresi olarak bizi göstermişlerdir. O adres biz değiliz, biz o adreste oturmuyoruz. O adres olsa olsa imalatçı ya da onlara ham madde tedarik eden üretici veya ithalatçı olabilir. Biz aldığımızı sattık. 80 kuruşa aldık 1 TL ye sattık 3.5 liraya alınca da 4 liraya satmak zorunda kaldık.
Değerli meslektaşlarım; eczaneler 1. Basamak sağlık kuruluşudur. 2019 yılı 10 nolu genelge bunu böyle tarif ediyor. Nelerdir 1. basamak sağlık kuruluşları; ilçe sağlık müdürlükleri, aile sağlık merkezleri, toplum sağlık merkezleri, 112 acil komuta merkezleri, evde bakım merkezleri vs. vs. bunu anlatmayı ıskaladık. Çünkü biz de 1. Basamak sağlık kuruluşuyuz. Yönetmeliğine yazan devletimizin, yüreğine kazımayı beceremedik. Iskaladık. Tam bir fırsattı. Bölge eczacı odalarının gayretleri cılız kaldı. Türk Eczacıları Birliği de tam da bu zamanda en iyi anlatabilirdi konuyu. Diyebilirdi ki; değerli vatandaşlarım biz eczacılar 1. Basamak sağlık kuruluşlarıyız. Bizim gibi 1. basamak sağlık çalışanı olan kuruluşlar ilçe sağlık müdürlükleri, ASM, TSM ’ler , 112 acil, evde bakım merkezleri. Bunlar 1. Basamak sağlık kuruluşu biz de 1. Basamak sağlık kuruluşuyuz. Bu kurumlar gibi bizlerde sizlere hizmet veriyoruz. Her akşam saat 9 da bizleri alkışlayıp moral verdiğiniz için sizlere minnetayız teşekkür ediyoruz. Bunları diyebilirdik. Şunu da diyebilirdik, diyebilirdik ki , saygıdeğer devleti yöneten büyüklerimiz bizler 1. Basamak sağlık çalışanı olan kuruluşlarız. İlçe sağlık müdürlüklerini, ASM’ leri, TSM’ leri 112 acili, evde bakım hizmetlerini nasıl koruyorsanız bizi de korumak zorundasınız. Üstelik bizim eczacılarımız bu görevi yaparken istihdam yaratıyor vergi veriyorlar. Bunu da demedik ıskaladık.
Değerli meslektaşlarım;
Büyük devletler ve bunun büyük kurumları krizlerde ve kaoslarda belli olur. Bizim büyük bir kurum olma iddiamız varsa eğer, bu sürede cansipare hizmet veren eczacılarımızın hep yanında olmalıyız, yalnız bırakmamalıyız. Kamuda çalışan meslektaşlarımız bu süreçte de unutuldu. Taban performansı uygulamasında kamu eczacılarımız yine yok sayıldı. Yardımcı eczacılarımızın da 1. basamak sağlık çalışanları olduğunu hatırlatıp bu kardeşlerimizin yardımcı eczacılıklarını Kamu hastanelerinde tamamlayarak sağlık neferleri olduğunu anlatabilir Özlük haklarını her iki taraf içinde problem olmaktan çıkartabilirdik. Belki. Ama “belki” de kaldı
Kadın temsiliyeti, onun üzerine uzunca konuşmak istemiyorum ama bunu da konuşmak için kendimi borçlu hissediyorum. Kadının temsil edilmesi, kürsüde kadınlardan çok erkekler savunma durumundadır. Kadın anaçtır, kadın rahimdir, anatomik olarak ve ilahi olarak Cenabı hak onlara rahim nasip etmiştir. Korumacıdırlar, duyarlıdırlar ama görüyorum ki kürsüde genelde kadın meslektaşlarımız bunu savunmak durumunda kalmıştır. Alınganlık yapmasınlar ama onlara da bir eleştirim var arkadaşlar, %57, %43 den büyük 57 43 den büyük Betül Bilge TEKİN ablam, meslek büyüğümüz, örgüte ciddi hizmetler vermiş sevgili genel sekreter ablamız; kadının adı yok dedi. Kadın kendi adını kendi koyacak. Kadın kendi adını kendi koyduğunda bundan birkaç yıl sonra biz erkek yöneticiler ya! yüzde kırküçüz, temsilde bize niye yer verilmiyor diye bağırmak zorunda kalacağız. Onun için bu konu üzerinde fazla durmak istemiyorum. Bizi bir kadın dünyaya getirdi o büyüttü, o yeşertti ve korudu. Şu yaşımda bölge eczacı odası başkanıyım halen beni koruyor, Allah uzun ömür versin buradan ellerini ayağını öpüyorum annemin.
Yaptıklarımız var, yapmadıklarımız da ve hatta aklımıza o an gelmeyen şeylerde oldu elbet. Dünyanın çaresiz kaldığı bir ortamda tüm mükemmeliyetler bizden beklenemez elbet, dedim ya güçlü devletler ve onun aktörleri krizlerde belli olur diye, bizden beklenen kurumsal hafıza oluşturmak ve inovatif düşünmektir. Kış geliyor ve kucağımızda grip aşısı sorunu. İthal edilmeyen aşının sorumlusu olmak istemiyoruz.
Bir ülkenin aşısı bir firmanın inisiyatifine bırakılamaz. Yurtdışı ilaç birimimiz alternatif firmaları bulmak ve influenza salgını başlamadan yeterli aşıyı tedarik etmelidir . Yok demek kolay. Biz yok deme makamı değiliz ancak; dünyada yoksa yok diyebiliriz. Biz varız, biz hastanın en yakın sağlık danışmanıyız. Biz eczacıyız, ilacın üretiminden nihai tüketicisine ulaşıncaya kadar her alanda olmalıyız.
Hayal edebilir misiniz? Bir aşı ithalatının birinci sorumlularının yetersiz kaldığı bir anda Türk eczacılar Birliği’nin devreye girip toplumun tedirginliğini yok ettiğini. İşte o zaman BİZİM ECZANE oluruz. İşte o zaman EN YAKIN SAĞLIK DANIŞMANI oluruz.
Pandemi ile birlikte eczaneleri bekleyen büyük tehditlerden biri miad sorunudur. Zira kronik hastalıklarda kullanılan ilaçlarda bir sirkülasyon oluşurken bunun dışındaki ilaçlarda Şubat 2021’den sonra miad geçmeleri başlayacak, ki bu oran eczanelerin envanterlerinin %40 ‘nı oluşturmaktadır. İade edemezse eczacı batacak, iade ederse depocuyu batacak konuma getirecek. İşte kaos o zaman başlayacak. Bugünden bu konuya da eğilmeliyiz.
Pandemi dünyada tüm sektörlerde krize yol açmaya başlamış ,ve ilerde ekonomik buhrana dönüşebilme kaygısı vermektedir. Belki de bu salgının sonunda dünyada paradigmalar da değişecektir. Zira dünya en büyük paradigma değişimini 1945 yılında savaştan iki tarafında bittiği bir Avrupa da, Amerika geldi elinizdeki altınlarınızı bana verin buna artık gerek yok dedi, o çil çil altınları aldı götürdü, ormandaki tomrukları kesti ince ince kıydı üzerine in god we trust yazdı ve bütün dünyanın emeğini sömürdü.
Bugün de Pandemi ile birlikte belki paradigma değişikliği olabilir.Ekonomik varlıklarımızı ve iştiraklerimizi paradigma değişikliğini öngörecek şekilde korumalıyız. İhtiyatlı olmak iyidir. Sorun çıkmazsa iki kere seviniriz. Büyük bir örgütüz, güçlü bir örgütüz, bunları planlayacak ve yönetebilecek kabiliyetimiz elbette vardır. Doğru tedbirler kötü gidişata dur diyebilir.
Kötü gidişatın bir an önce bitmesini hiçbir meslektaşımın ve vatandaşımın sağlığının ve mutluluğunun bozulmaması temennisiyle, hepinizi saygı ve sevgilerimle ile selamlıyorum, sabrınız için teşekkür ediyorum.
